Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünyanın en büyük insanı kimdir?

Resim
‎- Dünyanın en büyük insanı kimdir? - Timur'dur Paşam! - Değil. - Fatih'tir. - Değil. - Yavuz Sultan Selim. - Değil. - Alpaslan. - Değil. - Napolyon. - İskender. - Değil. Nafile!.. Ne derlerse Atatürk "değil" diyordu. Dalkavuklardan biri dayanamadı: - Sizsiniz Paşam., dedi. Atatürk, bu zatı tersledikten sonra, sualinin cevabını kendisi verdi: - Dünyanın en büyük insanı Hz. Muhammed'dir. Ölümünden bu yana bin üç yüz sene geçtiği halde, günde beş vakit, Cenab-ı Allahtan sonra adı söylenen Hz. Muhammed'dir..

Allah'ü Tealayı Bilir misin?

Resim
Allah'ü Tealayı Bilir misin? Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve; "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi. Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve: -Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? bu...yurdu. Çocuk: -Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi. -Allahü teâlâ'yı ne ile biliyorsun? -Bu koyunlarımla. -Bu koyunlarla, O'nu nasıl bilirsin? -Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diğer tehlikelerden koruyucu birisi lâzımdır. Bundan anladım ki, kâinat, insanlar, cinler, hayvanlar ve canavarlar ve bu kanatlı kuşlar bir koruyucuya muhtaçtır. Bu binlerce çeşit mahlûkatı korumaya kâdir olan, Allahü teâlâdan başkası değildir. İşte bu koyunlarla Allahü teâlâyı, böylece bildim -Allahü teâlâyı nasıl bilirsin? -Hiç bir şeye benz...

Padişah ve iki köle

Resim
Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu. Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok kötü şeyler söylediğini belirterek, onun da arkadaşının kötü huylarını söylemesini istedi. Fakat köle arkadaşına toz kondurmadı hep onu övücü sözler söyledi. Padişah ne yaptıysa bir türlü o köleye arkadaşı hakkında kötü bir söz . söyletemedi. Nihayet ikinci köle hamamdan geldi. Padişah onu da sınamak için huzuruna çağırdı. Onu övücü sözler söyledi. ... “Sıhhatler olsun ne kadar zarif ve latif olmuşsun. Keşke öbür kölenin sayıp döktüğü kötü huyların da olmasa ne . olurdu.” dedi ve onu da diğer köle gibi denemek istedi. Bunun üzerine köle kızdı, köpürdü ve arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başladı. Biraz konuştuktan, ark...

Kader Mahkumları

Resim
GÜNAHLARLA İç İÇE bir hayatı vardı. İbadete de pek yanaşmıyordu. Bir gün, bir hocaefendi ile bir araya geldiler. Sohbet esnasında "Hocam," dedi, "Ben kaderin mahkûmu­yum. İstiyorum, ama namaz kılamıyorum. Benim kaderimde namaz kılmamak varmış." Hocaefendi latifeyi seven biriydi. Dedi: "Sen benim yıllardır arayıp da bulamadığım kimsesin. Demek kaderi okuyabiliyorsun. Söyle, benim kaderimde ne var?" Adam şaşırıp kalmış, diyecek bir şey bulamamıştı. Ho­ca, devam etti: "Bak şurada çeşme var. Kollarını sıva, abdest al, ardından şurada iki rekât namaz kıl, bak o zaman kaderin nasıl değişe­cek. Kaderinde namaz kılmak olacak." Nedense kader daha çok günahlarda kullanılıyor. Öğren­ciler zayıf aldıklarında, "Hoca verdi" demeleri gibi, günahlara dalan kimseler bunu kaderin zorlaması zannediyor. Hz. Ömer zamanında birisi hırsızlık yapar ve yakalanır. Kendisine had cezası uygulanacaktır. Adam can havliyle, "Ya Ömer, ben ne yapabilirdim? Bu be...

Şu Beş Şeyi Yapmadan Yatma

Resim
Peygamber efendimiz, Hz. Ali ye buyurdular ki; Ya Ali şu 5 şeyi yapmadan yatma! 1_Kuran-ı kerimin hepsini okumadan, 2_4000 dirhem sadaka vermeden, 3_Kabeyi ziyaret etmeden, 4_Cennette yerini hazırlamadan, 5_Küs oldugun biriyle barışmadan, Hazreti Ali: Ya Resulallah! Bu nasıl olur? Diye sorunca buyurdular ki: 1_3ihlas okumak, kuran-ı kerimi hatmetmek gibidir. 2_ 4 fatiha okumak, 4000 dirhem sadaka vermeye eşittir. 3_ 10 defa; “ La ilahe illallah vahdehu la-şerike-leh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyı ve yümit ve hüve ala külli şey’in kadir.” Demen de kabeyi ziyarete eşittir. 4_ 10 defa; La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.” Demen , cennette yerini hazırlamana vesiledir. 5_10 defa; “Estağfirullahel’ azim ellezı la ilahe illa hu el hayyel kayyum ve etubü ileyh.” Demen, dargın ve husumetli oldugun insanlarla barışmış derecesinde mükafata vesiledir.Tirmizi

Kur'an'ın Gücü

Resim
Necip Fazıl     -Kaç yaşındasın nine? -71…   -Demek İstiklal Savaşı’nda 20-21 yaşlarındaydın…   -Öyle zahir… -O günden beri çıkmadın mı köyünden? -Çıkmadım. -50 yıldır çıkmadın ha? -50 yıldır… -O gün bu gün dünya çok değişti… -Öyleymiş… -Bir daha da evlenmedin öyle mi? -Öyle… -Seni ardı arkası gelmeyen sorularla sıkıyorum değil mi? -Estağfurullah… -Ne yapayım sen anlatmıyorsun ki dinleyeyim… Niçin anlatmayı sevmiyorsun?... -Sevmem! -Ne seversin? -Okumayı… -Ne okursun?.. -Kur’an okurum. -Okuman yazman var mı? -Yok! Yalnız Kur’an okurum. -Kim öğretti sana Kur’an okumayı? -Babam… -Peki Kur’an okuyan eski harflerle başka şeyleri okuyamaz mı? -Ben okuyamam. Allah’ın Kelâmı bana kolay gelir. Öbürleri çetin kargacık-burgacıklar… -Baban da kocan gibi zeybek miydi? -Babam köy imamıydı. Hem zeybek diye ayrı bir cins yoktu ki… Burada her mert delikanlı bir zeybekti zamanında… -Ya şimdi… -Şimdi herkes bebek… ...

Ey Mü’minler, Allah’ın Dinine Yardımcı Olunuz!

Resim
Rabbimiz biz mü’minlere şöyle buyuruyor: “ Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olunuz! Nitekim Meryem oğlu İsa havarîlere; ‘Kimler, Allah’a doğru giden yolda benim yardımcılarım olmak ister?’ demişti. Havarîler de ‘Bizleriz, Allah’ın yardımcıları’ demişlerdi...” [1] Demek oluyor ki istinasız iman ehli olan herkes, tıpkı Hz. İsa’nın (as.) ashabı olan havarîler gibi dîn-i İslâm’a hizmetle vazifelidir; O halde her mü’min, îlâ-yı kelimetullâha çalışmalı; dinî hakikatleri yaymalı, tebliğ etmeli, savunmalı; emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmalı, İslâm’ın hasım ve düşmanlarına karşı maddeten ve mânen canla başla cihad etmeli; malını Allah yoluna hayırlara sarf eylemeli; müslümanlara her yönden yardım etmeli, onların dertleriyle dertlenmeli, elemlerinden muzdarip olmalıdır. Ama müslümanlar bu şuurda mıdır? Maalesef hayır! Müslümanların bir kısmı fakirdir; geçim derdine düşmüş, âhiretini unutmuş, dünya telaşına dalmış, feleğini şaşırmıştır.  Allah’ın vermeyi vaat buyurduğu, ...

Kur'an'la Yaşamak

Resim
Prof. Dr. M. Emin Özafşar Kur’ân-ı Kerîm, insanlığın son on beş asrını derinden etkilemiş, nüzulüyle birlikte yeryüzünü şereflendirmiş; Müslümanlar için izzet, ikbal ve hayat kaynağı, dünyevî saadetin ve uhrevî felahın menbaı olan yüce bir kitaptır. Kur’an yeryüzüne inişiyle tarihin akışını değiştirmiş, hayatın ve varlığın ilk günkü anlamını yeniden ifade etmiştir. Kur’an ile birlikte yeniden kurulan dünya, on beş asırdır bu ilahî çağrıyı ve yankıyı derinden hissetmektedir. Skolastizmin boyunduruğu altında bulunan ve Ortaçağ karanlığında önünü göremeyen insanlığın düşünce ve inanç tortularıyla, sapkın telakkilerle ayaklarına ve zihinlerine prangalar vurulmuş, putperest bir inanç sistemi zuhur etmiş ve aynı zamanda birtakım dinî kurumlar insanı baskı altına almış ve insan ufku karartılmıştı. İşte Kur’ân-ı Kerîm, bu ufka doğan aydınlık ve berraklıktır. Hayatın bizatihi kendisi olan, fıtrattan ve özden hitap eden Kur’an, bu yönüyle insanı dışarıdan muhatap kabul eden diğer kitapla...

İnsan Kuranla Niçin Ve Nasıl Buluşmalı?

Resim
İnsan, yaratılmışların en üstünüdür; eşref-i mahlûkâttır. Akıl gibi büyük bir nimetle donatılmış ve  şu varlık âleminde kelâm-ı ilâhiye muhâtap olmak gibi bir ayrıcalığa sahiptir insan… Kendisine Yaratıcısı tarafından gönderilen bir mesaj demek olan Allah kelâmının ne demek olduğunu anlamaya çalışmak ise, elbette, bu üstün niteliklere sahip olan yaratığın, yani insanın görevi olmalıdır. Şu halde, insan için, kelâm-ı ilâhiden murâd-ı ilâhinin ne olduğunu anlamaya çalışmamak gibi bir noksanlık düşünülemez. Sözün özü şu ki; insan, kendisine Yaratıcısı tarafından bağışlanmış ve kendisini diğer varlıklardan ayırıcı niteliği olan yüksek akıl nimetini, yine O’nun mesajını anlamak gibi yüce bir gaye uğruna sarf etmelidir ve bu onun en başta gelen görevidir. Kelimenin tam ve kâmil manasıyla azamet ve büyüklük sahibi olan Allahu zülcelâl, Rahman’dır; yarattıklarına acıyandır. İnsan, kulluk görevini yerine getirirken şaşırabileceği, bütün donanımlarına rağmen aciz kalabileceği için merhamet s...

Ey Oğul, Babana İtaat Et !

Resim
Eskiden beri hep düşünmüşümdür; niçin Lokman suresinde Lokman  aleyhisselam  oğluna nasihat eder de, kızına etmez. Veya Gazali, Osman Gazi ve diğer büyükler de evlatlarına, yani oğullarına vasiyet bırakır. Yakub aleyhisselam da vefatından önce çocuklarına nasihat eder ve İslam üzere yaşamaları gerektiğini onlara hatırlatır. Erkek evladın babaya, dolayısıyla Allah’a ilk isyan Adem  aleyhisselam ’ın iki oğlundan bedbaht olanı, Kabil ile başladı. Bu isyan Nuh  aleyhisselam ’ın oğlu ile devam etti. Lut  aleyhisselam ’ın kızları olduğu halde onlara herhangi bir nasihatini bilmiyoruz. Kızları itaatkar olmalarına karşın, Nuh  aleyhisselam ’ın hanımı ise kadir kıymet bilmeyenler arasında yer aldı ve helak oldu. Yakub  aleyhisselam ’ın oğlanları da babalarına karşı gerekli saygıyı göstermeyen ve ona karşı yalan uyduranlar arasındaydılar. Ayrıca üvey kardeşleri Yusuf’a da babalarına verdikleri sözü tutmayarak ihanet ettiler. Ama Allah o isyankar oğulları...

Kur’an’ın Konusu ve İniş Gayesi

Resim
Kur’an’da bazı konular üzerinde çokça durulur. Ama bu, Kur’an’da geçen diğer konuların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aksine Kur’an’da geçen her konu önemlidir ve insanlık için gereklidir. Kur’an’ın işlediği konular, insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu konulardır; onun önerdiği çözümler de insanlığın en fazla muhtaç olduğu önerilerdir. Burada bir kaç örnek verecek olursak, Kıyamet ve Ahiret hallerine yönelik ayetler, Kur’an’ın beşte birini oluşturur ki, bu Ahiret inancının ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir.   Peygamberimiz başta olmak üzere tüm peygamberlerin tevhid mücadelesini anlatan ayetler, Kur’an’ın neredeyse yarısına tekabül eder.   Bu da insanları doğrularla tanıştırma görevini yerine getirirken, peygamberlerin davet mücadelelerinden alacağımız pek çok şeyin olduğunu, bu yüzden davetçiler olarak onları çok iyi okumamız gerekiğini ortaya koymaktadır.   Kur’an’ın mesajını insanlara ulaştırırken, Kur’an’daki hiçbir konuyu göz ardı etmeden, ...

Kur'ân-ı Kerim'in Koruyucusu Allah'tır

Resim
Hicr/9.   Muhakkak ki o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz; şüphesiz onun koruyucusu da ancak biziz.   Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, 10 yıllık çalışma sonucunda orijin al 4 mushaf ile günümüz Kur’ân-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ederek, aralarında herhangi bir değişikliğin olmadığını kanıtladı. Altıkulaç, AA muhabirine, günümüz Kur’ân-ı Kerim'i ile dünyadaki 4 orijinal mushaf üzerinde IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nın katkılarıyla yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yıllardır Kur’ân-ı Kerim'in hiç değişmediği, tahrife uğramadığı'nın ifade edildiğini ancak kanıtlanamadığını dile getiren Altıkulaç, IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nca basılan orijinal mushafların özel faksimile nüshalarının, Kur’ân-ı Kerim'in herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmış bir kitap olmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Mushafların en eski belgelerinin kütüphanelerde saklı bulunduğunu ve kimsenin bunların kapağını açı...

Allah'a Yöneliş

Resim
Hepiniz O’na yönelerek, emrine uygun yaşayın; namazı da dosdoğru kılın. Müşriklerden olmayın.          Rum Suresi / 31   Yukarıda mealini verdiğimiz âyet-i kerîmede üç emir, bir yasaklama bulunmaktadır.   Mealde  yönelmek  kelimesiyle Türkçeleştirilen kavramın Arapçası  inabe dir. Mealde yer alan  emrine uygun yaşayın  ifadesi de Arapçadaki  ittekû  karşılğıdır. Bu kelime bizim yabancı olmadığımız  takva  kelimesiyle aynı köktendir.   Demek ki ayet-i kerimede emredilenler,  inabe ,  takva  ve  namaz , yasaklanan da şirk tir.   Bu yazımızda bahsi geçen dört kavram hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.   İnabe , Allah Teala’dan gayri şeylerle alakasını keserek O’na dönmek demektir. Allah’a yönelmenin  tevbe ,inabe  ve  evbe  derecelerinden bahseden Kuşeyrî hazretleri, kulun işlediği günahtan sonra ceza korkusu...

Kur'anlaşamayan Gönüller

Resim
Vehbi Vakkasoğlu 'nun kaleminden; ... Mü'minler, Kur'an'ı Allah'ın kitabı biliyorlar. Bu  imana rağmen onu açıp okumuyor, anlamaya çalışmıyorlar. Kur’ân zahiri bir hürmet makamında, süslü  kaplar, kılıflar içinde yükseklerde tutuyorlardı.  Oysaki  Kur’ân’ın asıl yeri, kafalar ve kalplerdi.  Kur’ân  anlaşılmak ve hayata hayat olmak için gelmişti. Mü’min, aynen Efendimiz (s.a.v.) gibi  yaşayan bir  Kur’ân’a  dönüşmeliydi. Gerçekten kul olmanın ve  kul kalmanın başka bir yolu yoktur çünkü...   Kul, ancak  Kur’ân’la kurtulur .  Kur’ân’a inanmayanların gafletinde de inananların  büyük bir vebali vardır. Kur’ân’ı hayatlarına hakim  kılamayanlar, diğer insanlara kötü örnek oldular.  Kur’ânlaşamayan gönüller; eğri büğrü, yamuk yumuk  halleriyle dışarıdan bakanları Kur’ân’dan uzaklaştırdılar.   Kur’ân nurunu engelleyenlerin Müslümanlar  oluşu ne acı!..